hayal OYUNcağı ekibi. ...................................................
KAFE OYUN TAKVİMİ  4 Mayıs Pazar 19:30 AKM Adapazarı / Sakarya İstanbul Detaylar Oyunlar linkinde İyi Seyirler
...................................................

“KAFE” TİYATRO GÜNCESİ


Tarih 09.12.2007 gösterdiğinde başladı tiyatro toplantılarımız tartışmalarımız kısacası serüvenimiz… Aslında hiçbirimiz bilemezdik bu toplantılara geldiğimizde burada yazacaklarımı yaşayacağımızı. Şafak dışında herkesin tiyatro ile birebir ilk defa karşılaşıyor olması da aslında işin rengini ve heyecanını hissettirmeye yetiyordu. Evet, çok bilmediğimiz en azından işin sahne kısmında hiç olmadığımız Tiyatro Macerasına atılmıştık. Kim kimdik peki bu yolda? Şafak, Hüseyin, Gamze, Hakan, Esat, Oğuz, Gupse, Sinem, Lütfullah, Mert, Büyük Tuğba, Küçük Tuğba ve Ben. Kemik kadromuz böyleydi. Zaman içinde gelenler gidenler “Buda neymiş” diye merak edenler “Bir bakayım eğlenceli bir şeye benziyor bu yahu” diyenler de olmadı değil. Aramıza bir süre sonra katılanlar ise Cengiz , Nart ve Erdi oldu.


Kafe… Han Kızının Şarkısı… Osman ÇELİK ‘in bu eseri kılavuzumuz bundan öte…


Neler yapmadık neler… Doğaçlamalar bizi en çok gülmekten krize sokan oyunlar kukla olmacalar… İtiraf etmeliyim dernek çatısında hiç bu kadar insanın bir arada böylesine kahkaha krizlerine girdiği anlara daha önce şahit olmadım yorucu ama bir o kadar keyifli. Sabahlamaların sayısını unuttuğum tiyatro süreci gerçekten yaşanmaya değer…


Çarese / Serap Kul


10 Aralık 2007-pazartesi


Yönetmenimiz Şafak TOK kozmik tiyatrodan başladı ordan absürde epik tiyatrodan sahne makyajlarına kadar bizlere ön bilgileri anlatıyor şuan… Üst kattayız. Masalarda oturmuş kimi elinde not kâğıdı kimide pür dikkat yönetmeni dinliyor. Nart bir yandan toplantı resimlerimizi çekip çekip duruyor. Hah Mert geldi şimdi ama biraz geç kaldı Tok hala makyajdan bahsediyor. “Tiyatroya çıkacaksanız onun hakkında bir şeyler bilmek tanımak muazzam bir şey oluyor” dedi hatta.

Mesel çalışması konusuna geçtik. ”Oyunla ilgili oyunun inciğini cinciğini her şeyini çıkartırsın. MASABAŞI ÇALIŞMASI”

Şafak: Gözlemci olmalıyız fakat takdir-i ilahi kadınlar daha gözlemci

Hüseyin: Bu gözlem işi bize uyar.

Hakan: Karşıda kız yurdu var bende bir gözlem yapayım

Bu arada toplantı misafirimiz fahri tiyatro gönüllüsü Göksel hanım diziler kötüdür diye bir konu attı. Şuanda dizilerimizi tartışıyoruz. Aaaa tiyatro nerde yaa.

Biraz önce Evren geldi yarın askere gidiyor vedalaşmaya geldi. Evren’e de moral olsun diye doğaçlamaya devam edelim dedik.

Şimdi bir intihar sahnesi canlandırılacak…
Hakan, Oğuz, Göksel veeeeeeee perdeeeeeeeeeee! 

Göksel intihar edecek iyi melek Oğuz, kötü melekte Hakan. Tam bu sırada içeri Esat girdi bizim Hakandan bir bomba “Azrail de geldi. 
Göksel başladı;Enkaz altındaki adama yardım edemedim.
Hakan: Ölmelisin üç beş tane daha ilaç koy elini korkak alıştırma.
Vee Göksel sonunda intihar eder... Sıra 2. doğaçlamada Serap hamile gayrı meşru bir çocuk. Küçük Tuğba iyi melek, Mert kötü (tövbe hâşâ) Nart tanrı. Hamile serap bu çocuğu doğurmak istemez ve bileklerini kesecekken onu doğurmaya karar verir. Nart tarafsız bir tanrı değil illa Serabı öldürecek git o zaman kötü melek ol kardeşim Allah Allah
Şafak: Kaymak gibi oynarsın ışık olunca muazzam olur”
Hehe gecenin 2. MUAZZAMI 
3. doğaçlama evli karı koca / Gupse, Lütfullah ve Esat. Kadın kocasının onu aldattığını düşünüyor ve kurtarıcı arkadaşları Mehmet (Esat) geliyor gerçi o da o kadar sakin ki karı koca birbirlerini yiyor yahu biraz müdahale etsene esatcımmm

13 Aralık 2007-Perşembe


Haftaya Pazar tekst ile çalışmaya başlayacağız. O zaman daha çok kavrayacagız sanırım ciddiyetini.
Herkes yan yana dizilir. Şafak elindeki kalemi “Elma“diyerek Mert’e verir. Sinem’e kadar herkes meyve isimleri söylerken sinem “Defter” dedi  en son ben “Zencefil” dedim. Bunun amacı zor durumda kalınca birbirinin gözünden anlamakmış meğer. Karşımızdan yardım alabilmeyi becerebilmek.

Şafak: “Seyirciye sırt dönmek yok. Yanılma yok, inanırlarsa süpersin inanmazlarsa bittin “dedi

Hakan–Oğuz doğaçlama:
Hakan şoför, Oğuz yolcu. Hakan batsın bu dünya diye haykırmaya başladı bile. Yarım saattir amaçsız bir biçimde gidiyorlar Hakan’ın kolu ağrıdı direksiyon tutmaktan ..

Şafak : “Oğuzda şu mod var! “Problem değil her şeyi oynarım.” O tanıdık gülümseme hep var”

Okuma çalışması yapacağız şimdi. Süper süperrr herkese bir kitap düştü. Karakterleri dağıtıyor Şafak şimdi. 2. bölüme kadar okuduk.

16 Aralık 2007 Pazar


Şafağın oyununu izliyoruz ve analiz yapıyoruz şuan. Sonra Gamze ile yazışmalar:

Gamze “Yok yaw”
Serap “He valla öyle, sen tiyatro eleştirmeni mi oldun bakim. ”
Gamze “Valla oldukta 2 dakikada patladı valla yaptığım eleştiri “
Serap “He kızım çocuk oyuncu ne edicen ”……………..


Alt salondayız… Hakan kukla Şafak karşısında yönlendiren. Bir türlü aynı anda aynı hareketi yapamıyorlar. Geberdik gülmekten  ne yapsın Hakan, Şafağa anlamsız anlamsız bakıyor.
Şafak:”DEVAM. GÜLMEEE KUKLASIN SENNN”
Sıra küçük Tuğba’da. Öyle sessiz bir kukla oldu ki çıt yok salonda yaw…

Diğer doğaçlama alfabe oyunu:
O sırada dernekte olan ve oyuna katılan Ünal kopardı bizi. “g” harfini atladı. ”L” mimli harf “Lüleburgaz’dan genelkurmay başkanını çağıralım” dedi yaa
Gecenin kaçıncı Lüleburgaz’ı oldu bilmiyorum ama bu oyuna bayıldığımız kesin hele ben Tuğba ve Gamze :P

Gecenin son doğaçlaması: 3 yatalak hasta aynı odada kaldıkları cam kenarındaki 1 hastayı öldürüp yerine geçme planları yapar… Sıralama soldan cama doğru B.Tuğba, Gupse, Serap, küçük Tuğba.  Hüseyin genç doktor görünmeyen bir hemşire var yalnız oyun 4 hasta ve 1 doktordan oluşuyorken Ünal, Oğuz, Hakan ve Gamze sahneye fırlayarak doğaçlamayı komiserciliğe çevirdiler ehehe


17 Aralık 2007 Pazartesi


Sahne makyajlarını inceliyoruz. “Sinemada bunları yediremezsin “ Şafak uzunca bir yara resmine baktı ve “Yediremezsin evettt.!”

Şimdi dilimizi çiğniyoruz bu kadar insan toplandık Tuğba Şafağa: ”Miden bulanmıyor mu dilini çiğnerken?”
Şafak: “Küçük dilimizi değil normal dilimizi çiğniyoruz” hihihii
Ses alıştırması yapıyoruz şimdi de, elmacık kemikleri oynamasın elimizi çeneye koymayalım aaaa aaaa eeee eeee ahhh ahh ühhh ühhh hehh heehh 

Herkese tekst dağıtılıyor şuanda.

Şafak: “BUGÜN OYUNUN DAĞITILDIĞI GÜNDÜR. BU OYUN ARTIK BİZİMDİR RESMİ OLARAK. ARTIK PROVALARA BAŞLADIK!”
Aaa güm güm artık bizim de Kafkas Kültür gençliğinin de bir oyunu var 

Güven çalışması: Hakan’ı tüm erkekler sırtladı dernek tavanında yürütmeye çalışıyorlar. Epeyi zorlu bir mücadele oldu 6 kişi 77 lik hakan ı zor kaldırdı  dernekte iz bırakmak derken tavanda ayak izlerini bırakmayı kastetmediği çok açık birilerinin: P
Gıcır gıcır mis tekstlerimizi okuyoruz yönetmen gözlerini kapamış sol eli sol yanağında full konsantre dinliyor. Hakan kaçıncı defadır “Genç” diyemiyor sayamadımmm “GEEnçç” diye açık söylüyor inatla “e” leriii.. yönetmen tırlatacak “lan genç lan genç”ge ge .enç yok”olmuyorrrrrrrrrrr olmuyorrrrrrrrrrr ..


23 Aralık 2007 Pazar



Mesel çalışması yapıyoruz. Karakterleri tek tek analiz etmeli nasıl olmalı hangi karakter .Nedret Güvenç‘in makalesini okuyor yönetmen şuanda..

Şafak: “Gerçek sahne adımı açıklıyorum; JANKO TOK :P”

Role hazırlanmalı kendini bilmeli. Ama nasıl nasıl hazırlanmalı Janelerin yurduna mı gitsek 
Bu arada boynu tutulan ve robocop gibi boynunda bir sarılı şal dolaşan ben ağrıya daha fazla dayanamadım ve eve geldim. Ben geldikten hemen sonra yönetmenimiz rolleri açıklamış kim kimdir belli artık






Janko/Zej – Oğuzhan Küçük
Kafe - Gupse Yıldız
Aje/Degu - Hakan Dinçer
Tubal/ Kambot-Esat Demir
Şora /Canbek- Hüseyin Yıldırım
Çarese – Serap Kul
Gunay/ Nebzi – Tuğba Cantürk
Penu - Tuğba Şık
Tavhan – Gamze Çimen
Vardan: Lütfullah Eyerci
Jandar/.İdar- Mert Karadaş / Cengiz Cantürk /Erdi Tosun












27 Aralık 2007 perşembe

Bugün oyunu ilk defa sahneledik daha doğrusu sahneleyemedik zaten heyecandan da buraya yazmayı unutmuşum baksana


30 Aralık 2007 pazar



ehehhe Mert 11. sahnede elinde akordeon ile çeçen oynayacaktı normalde. Ama bilmiyor ki çocuk. Garip bir sekme hareketiyle oynadı ama kanguru gibi mi kurbağa gibi mi ne gibi sekti ben çözemedim gülme kriziiiiiiiii yine…..:)))))))

BAŞTAN BAŞTAN SES SEESS… ESAT KES KES… ANLADI OYUN 1051. KEZ BAŞA ALINDI …OYYYY…….sısssssssssss..
Saat gece 1 suları öyle yorulduk ki acıktık birde.. Gupse can simidimiz eve gidip börek getirdi ya biraz önce yuppiiiiiiiii yedik içtik doydukkk yaşasın..

Şimdi eğlence zamanı çocuklar 4 sandalyeyi ardı ardına koydular üstlerinden atlama eğilimindeler.. vee pattt Cengiz düştü hem de baya sağlam gecenin bir körü. Aşağı salonda kızlar atlama hırsıyla dolu erkeklere uzaylıymış gibi dehşetle bakıyorlar









03 Ocak 2008 Perşembe


Gamzeyi gülme krizi tuttu an itibari ile olmuyorrr bir türlü. En son prova çılgınlığından sonra Serap dert bende yi açtı dinliyor dinletiyor. Tuğbalar ve Serap çömelmiş çökertme oynuyorlar Şafak 9. kere “HAYDİ” dedi. Tam bir kaos bu hakikaten: S












10 Ocak 2008 perşembe



17 Ocakta herkes kendi canlandırdığı karakterin karakter tahlilini yapacak. (o döneme ait kullanılan kıyafet, aksesuar gibi) Bulunan bilgiler kaynaklarıyla beraber masaya konulacak ve artık tekst olmadan provaya çıkılacak. Herkes ezberlesin ben ezberledim bile ve bundan sonra stüdyo kaydı da yapılacakmış.

Ve 7,sahneee
Saat 20,20 de başladı. Yerlerimizi duruşumuzu daha bi düzeltmeye başladık. Bu sahne de Temir’in Kafe’yi dansa çıkarması için Kafe’nin önünde bir müddet dans etmesini ve sıranın en başında ve soğuk; Kafe de aynı şekilde yüz seyirciye sırtı bize dönük sırtının bize dönük olması bu ortamda bulunmak istemediğinden kaynaklanıyor. Ve oyunda Mert armonika çalıyor bu esnada Aje ile diyolağa giriyor. İşte yorulmadığını esprili bir şekilde söyleyecek orda
—Ben mi yok canım. Hem kızların önünde beni mahcup etme” diyor. Bu ”Ben mi’ yi bir 40 defa söyledi ama yinede söyleyemedi bu sahnede Kafe oyunu terk ediyor bu esnada biz Kafe’ye bakacağız önce Kafe sonra Şafak sonra tekrar Kafe’ye bakıyoruz Erkeklerde Esat çıkınca bağırıp coşmaları gerekiyordu müzik kesilince pat diye onlarda kesiyor  Şafakta robot gibisiniz diyor




Kesmeden 1.2.3. sahneye devam.
Hüseyin burada Zej’in oğlu Aje diyeceğine Haj oğlu Zej dediHüseyin hep böyle yapıyor ama toparlıyor bu sahnede Penu’nun B.Şora’nın çayı alırken Kafe’yi sorması gerekiyordu unuttular Hüseyin konuşurken Esat’ın onun yanına gidip ona destek olması zamanlamaları oyunculukları iyiydi örnek alınacak bir sahne olduğunu söyledi Şafak.







SAHNE 5
Tuğba’dan:


Bizim sahne eyvah çok kötügülüyoruz hep. Kafe’yle Tavhan göz göze gelmeye dursun başlıyorlar bende peşlerinden  ne olacak bu. Bir uğursuzluk mu vardır nedir yawe
Bu sahnelerde alt kattayız kesmeden davam ettik arada sandalyeleri dizip üzerlerinden atladı bizim gençlik  bizde Hakan’ın üzerinden atladık. Hakan’a yazık Gamze onu ezdi


11 sahneyi ilk defa denedik 1, düğünde leperuj 2, düğünde şeşen oynadık. Janko’da armonikasıyla seyircilerin arasından gelecekbizim hepimiz az buçuk oynamasını biliyoruz ya Mert bilmiyor. Bir kaç bir şey yapar gibi oldu Şafak zıpla dedi o da zıplamaya başladı biz yerlerde
1 den 11 e kadar 2 şer tur attık çok yorulduk uykusuzuz saat 3,49’da bitti…






13ocak 2007 Pazar

20.30’da prova başladı. 2 sn arayla 2 defa tekrar edildi 2. sahnede Vardan amca Penu’yu çağırdığı zaman Penu Aje’yi görmeden ezberlediği için sahnesini “A hoş geldiniz sizi görmedim” diyor bunu düzeltmesini söyledi Şafak. Birde Penu ellerini arkasına alıyor bence olmaz en azından yanlarda ya da iki elini önüne bağlayabilir. Aje’de Kafe’ye keskin bakması gerekiyor.
Bu arada ekip çalışmasından çıktığımız için oldukça kalabalık bir izleyici kadrosu var sevinsek mi üzülsek mi bilemedim En azından Gamze gitmelerinden yanaA gitmişler bilem
Penu Çarese’nin önünde yine Oğuzda yamçısıyla cebelleşiyor bir yandan da aktarpayı bağlıyor off of
Ve beşinci sahneherşey nomal gidiyor derken oda ne ben gülmeye başladım galibaama toparladık çabuk. Bu gün 1 saat kadar erken gelip prova yapmıştık onun çok yararı oldu çünkü onda nasıl durmamız gerektiğini mesela Tavhan ayakta başlamaya karar verdi ara ara oturuyor gibi.
Kafe Penu’ya Janko’yu sevdiğini söylerken önce Penu’ya sonra seyircilere bakarak söyleyecek.
Çarese ile Şora’nın sahnesinde Çarese Şora’ya hoş geldin dedikten sonra Şoranın cevap verme süresi çok uzun çok es oluyor ve Çarese sürekli Şorayı takip ediyor o nerden giderse gidiyor( kuyruk ) masanın etrafını dolanmaya işkence çekmeye ne gerek var kısa yol dururken: P Bunu düzeltmeleri uzun sürdü öyle bir şey oldu ki Şora kendini Nuri Alço’ya benzetti Nikâhlı karın o senin aa
Janko ile Vardan konuşurken Beslan yaylasını işaret ederken seyircileri gösterecek Vardan..

Bitmişiz dans provaları sonrası ayaklar mafişto…Bugün bir sürü izleyicimiz de var. Salon çok karmaşık gelen giden çıkan ne oluyor yaa… Ortalıkta alışveriş merkezlerinin en süt katındaki yemek bölümlerindeki gibi bir homurdanma, ve başladık. Mert yok bugün onun yerine Şafak geçti. Ama o da bizden aşağı kalmıyor kopup kopup duruyoruz bakalım yönetmen de çığrından çıktıııı…!! Hele 4. sahne beşibiryerdelerin sahnesi. Lütufta cozuttu, şimdi şerbet ikram eden Penu’ya sahne arkasında şerbet yok mu dedi. Hüseyin ve Şafak arasındaki diyaloğa bakın Şafak ona “Sen ne biçim kız yetiştirdin ulan…” bu 4 sahnede niye bir hareketlilik yok diye konuştuk bizim kızlarla tam üstüne Hüseyin ayağa fırladı “Ulan ecnebi kız” diye haykırdı. Beklediğimiz hareketlilik geliverdi ya kızlar ne dersiniz: D:D



MOLAA
Kostümlerin nasıl olması gerektiği hakkında konuşuldu herkes bir kaç öneride bulundu.
Çarese ile Şora sohbet ederken sora nasıl oturmalı.
Şora’nın misafirlerin önünden geçip ayağa kalkması
Gunay ve Tavhan’ın yanına gelen Çarese ortada mı durur kenarda mı, sağda mı yoksa?
Ve bu gün bir oyuncu kadromuzda eksiklik var Mert hastaymış gelemedi onun yerine Şafak geldi Böyle bir şey olamaz çok komik 4 sahne gülmekten zor yapıldı Birde bize diyor kendisi bizi güldüren biz arkada onlar sahnede seyirciler mest 
1.2.3.4.5. sahneler yapıldı ve oyunun bu akşamlık bittiğini söyledi Şafak saat tam 00:00dı 




14ocak 2008 pazartesi




İlk kostümlü provamız… Hepimiz fena havaya girdik he şaka maka. Ee tabi kostümler baya bir büyük üstümüze özellikle kızlara büyük, bir hal çaresine bakılır nasılsa…Oyun sevdasına hakan hatiyago olarak zart atladı düğünde oynamaya başladı yönetmen kızdı “Oğlum ben oyna dedim mi “ne oynaksın ya”

Küçük Tuğba:

Bu gün hiç beklemediğimiz bir şey oldu. Benim eski Çerkeslerin nasıl giyinmesi gerektiği hakkında topladığım dokümanları gösteriyordum onun hakkında konuştuk fikir yürüttük filan. Şafak birden evet elimizdeki ürünleri değerlendirebiliriz dedi ve içeri gidip kıyafetlere baktık. Ben bir tane giydim ama beden olarak çok büyük. Serap giydi bir tane bordo ona da çok uzun durdu birde başlık taktı tam moda girdi çok da yakıştı. Gamze geldi kıyafet seçerken benim denediğimi denemesini söyledim giydi ve tam oldu boy en sanki onun için yapılmış gibiydi Tavhan’ın kıyafeti hazır sanırım Çarese’ninde başlığı dışında her şeyi hazır Gupse geldi oda denedi ve ona da çok güzel bir kıyafet bulduk  kızların kıyafeti tamam gibi;)
Erkeklerin bir kaçı da içerdeki Çerkeskaları giydiler. Hakan’a çok yakıştı Adıge genci Erkeklerin hepsi kalpak taktı. Oyunun dekoru için kamil sorumlu oldu o ilgilenecek.
Saat 21.30 gibi provaya başladık. 1 den 11 e kadar yapıp mola verdik artık daha hızlı yapıyoruz sonra alt kata gittik… Alt katta da mahalli çalışmaları var biz böyle salaş olmuş kıyafetlerle indik gülme seslerini hissettik gördük, olsunbu arada Gamze ve Mert evlerine gittiler onlarsız devam edeceğiz.
Prova çok güzel eğlenceli gidiyor Penu ile Çarese’nin sahnesinde Şafak ortada dans etti. Cengiz ağabeyim arkadan öne doğru bir şey gönderdi onlar fare sanıp havaya sıçradılar
Şafak: Ben dikkatinizi dağıtabilirim, oyunda bir bebek ağlar, o bir şey der diğeri öksürür o zaman da mı güleceksiniz? Konsantrasyonunuzu toplayın gülmemeye çalışın dedi. 4. sahnede Şafak sesimin hiç çıkmadığın söyledi oyunculuğumun çok güzel olduğunu ama ses olmayınca oyunculuğun anlamı olmadığını söyledi hatta “Sen hiç sinirlenmez misin bir bağır bakayım dedi”  Sesimin tembel olduğunu söyledi Mert’in yerine Şafak geçti yine o sahne komedi gibiydi sürekli laf atıyor
5.sahnede de Tavhan yok yine Şafak sesini inceltti filan  e bizde gülelim buna yawe Çok güzel bir şekilde 02.30 da bitirdik



17 Ocak 2008 Perşembe



Saat: 21.15 henüz başlamış değiliz. Bu tekstsiz ilk çalışmamız tedirginiz biraz. Yönetmen topladı tümünü aldı elimizden. Bakalım ak koyun kara koyun ortaya çıkacak vee yönetmen şimdi delendi “kalpağı olmayanlar kalpak alsın “diye kükredi de diyebiliriz. Hüseyin ezber yapmamış ve akıllı elinde kitaptan sayfalar gizlice okuyor ehehe benden kaçmadı tabi Hakan’a kama çok gerek yok dedi önce şafak. 1 saat uğraştı çıkardı çocuk sonra kama olsun dedi ehehee yönetmen psikopat çıktı iyi mi hepimiz unutuyoruz tabi tam ezber yok. Hüseyin’de tersten ezberlemiş Juv oğlu Degu diyeceğine Juv oğlu Zej dediii
Esat uzun tiradını tek nefeste söyledi valla helal diyorum...Bir alkışşşşşşşşşş kendisine

Gupse fenalaştı yaa tansiyonu düştü galiba neyse şükür iyi şimdi tiyatro gazisi
Bir yemek molası verdik ezogelin çorba yapıldı tarafımdan aç olan ekip biraz olsun doydu umuyorum aşağı indik sahne 5 bizim şaşkın Penu masada 3 kişi var 5 bardak getirdi yönetmen kızınca da panik yaptı elindeki metal bardaklar şangır şungur ehehe en sonunda yere oturdu pes etti resmen. :)


20 Ocak 2007 Pazar


Dün geceki kahvaltı hazırlığı haluj ziyafeti mi daha çok kızlara eziyeti olan ve sabah 4 e kadar bizi ayakta tutan yorgunluğun üstüne sabah dernekte kahvaltı merasimi yapıldı. Ekip malum yordu yine Cumartesiden gelen Pazar yorgunluğu tiyatro ile pekişeceğe benzer ne dersiniz

20.20 sahne 3: Penu “ anladım” Sinem: “sol daire ışığı giderrrrrrr”
Sahne 4: Hüseyin’in kalpak krizi ile başladı al baştan al baştan…
Sahne 5: Gamze ile göz göze geldiğimiz anda patlıyoruz puaauaaa diye… Hep sahneye çalışırken “Dün ava gidiyorum diye çıktı daha dönmedi” repliğimden sonra “Bakkala sigara almaya diye gitti 15 yıldır kayıp” geyiği yaptığım için kopuşlar. Nerden dedim yauu aklımıza geliyor hep :=)

Bu akşam 9 sahnede yine kavga dövüş Hüseyin ile yapamadık. Resmen karı-koca kavgası sahnesi yaptık çok fena çok…


21 Ocak 2008 pazartesi

Şafak: “Telefonlar” dedi.
Oğuz “Benimki şarjda” 
Oğuz kaval gibi bir şey çalıyor çoban olarak akordeon çalması garip geldi bize bunu deniyoruz bir de. “Kamıl” çaldığı şey tabi kaval değil. Oğuz kamıl’ı deniyor Şafakta “Çıkarabildiğin ne ses varsa çıkar “ Oğuz’dan garip sesler gelmeye başladı bile. Vıyak vıyakk can çekişiyor çocuk nefes kalmadı tövbe Sahne 4 hakanla mert masaya otururken sürekli çarpışıyorlar. 4. sahneyi en az 10.kez alıyoruz, 12 oldu Sinem ışık açıp kapatmaktan bitap düştü… 15 oldu başa aldık. Neyse her şey yolunda görünüyor ben en iyisi dilimi ısırayım… Sahne 5 de 5 tekrar 6 - 7 Gamze gülüyor Gupse kopuşlarda 12 oldu, hepsi Tuğba’da başladı gülmeye Şafak devam devam diye haykırıyor. Sahne 6 da farksız herkes kopuş modunda kayış koptu galiba... Saat tam gece 1. prova tekrar başlıyor. 4 e kadar teklemedik ama bitmek bilmeyen 4 gelir ama gitmeyi hiç bilmez. Sahne 5de ufak gülüşler hariç temiz gibi. Şafak bize göre sol tarafta üstüste duran sandalye yığınının tepesine tırmandı kafası tavana değecek. Neden çıktın diye sorduk “Tuğbaya uçan tekme atmak için” dedi Sahne 8: Yönetmen yine psikopata bağladı çay makinesinin koca kapağını aldı aç kapa bush bush diye bir fon… Tuğba koptu bile. Yönetmen eline ekmek bıçağını kaptığı gibi kızlara davrandı şimdi doğrayacak ikisini de. 2 bıçağı aldı bileyeme başladı bile.

Sahne 9 Serap Tuğba ezber çok az… Şafak Sinem çay içiyorrrrrrrr bize de yaaa alla allaaa… Bu çalışma ne zaman biter ? bizmezzzzzzzzzz



24 Ocak 2008 Perşembe



Heyecanlıyız… Rahmi TUNA amcamız yönetmenin yanına oturdu bizi izleyecek... Provalarda onun süzgecine ihtiyacımız var… Eline tekst alan Rahmi amca gözlerini kıstı bizi izliyor. Lütuf ve Hakan yok onların yerine Vardan Nart , Aje Şafak oldu… Aaaa Mert de yok Hakan Kayseri’de Lütfullah adana…

Rahmi amcadan enstantaneler… Rahatlayın role alışın. Kafe ile çoban böle durmasın… Oturma şeklinde ise ev sahibinin yeri yanlış… Kafe prensin kızı Çarese de hanımı onlar misafir karşılamaz yakınları karşılar.. Kafe Janko’nun yanına gelip mahsun mahsun durmasın. Benimseyerek oynayın. :))

Sahne 5: Rahmi amca bildiklerini bıkmadan yorulmadan anlatıyor bize. Evin hamını boza değil maxime ikram etsin boza da neymiş… Rahmi amca gitti provaya devam… Ağzında sakızla yakalanan Penu’ya yönetmen: “Ağzındaki sakızı at, yuttum deme yutmam”
Şimdi de Vardan’ı Şafak oynuor “Penüüüü penüüüüü” ehehe
27 Ocak 2008 Pazar

22.00 sahne 4 e kadar sorunsuzuz… Hakan Mert Lütf üçlüsü yok hala.

Masada sırasıyla Şafak Oğuz Esat Cengiz ve Hüseyin var.” Bizim çocuklarımız bunun çocukları sayılır” dedi biri. ehehe bunun nedir ya. Erdi ile Gamze ve Tuğba masanın arkasında dans çalışıyorlar, Şafak sahneden müdahale etti herkes oturdu sahne 8 de sıyırdı yönetmen replikleri olmasını istediği gibi tekrar ediyor sürekli. Kaçıncı kez “Çevremiz çevremizdekiler” dedi Asıl komedi kuliste Erdi gülmekten morardı. Çay çorba molasından ora yine gece 1 gibi 2. provaya başladık…
”Hepiniz berbatsınız berbat bu böyle hazirana kadar devam eder.”

28 Ocak 2008 Pazartesi

Esat iş nedeniyle yok bu akşam, Hüseyin de hasta o da yok… Zaten üçlü hala gelmedi onlarda yok… Ben Tuğbalar Oğuz Erdi Gupse ve Gamze. Yönetmenimiz bize özel birebir seans uyguluyor bu akşam. Duyduk kar yağacakmış nedense panikledik dernekte mahsur kalmayalım evimize gitmek istiyoruz…Erkenden bitirdik..


31 Ocak 2008 Perşembe


22.05: Oğuz’un elinden çıkan o büyülü Kafe melodisi ile başladık… Öncesinde konuklarımız vardı pşı Alparslan Bey vee Rahmi amcamız. Bizi biraz izlediler değerlendirme yaptılar sağ olsunlar. Şimdi Gamze’nin yazdıkları.

“Allah beni kahretmesin güldüm yine. O Çarese’nin repliğini değiştirmemiz lazım yoksa çok fena patlayacak. Benim dışımda herkes konsantre olmuş durumda neyse. Şuan galiba 9 dayız kostümler hakkında konuşuyoruz da ne renk giysem acaba? Sinem’de rahmi amcalara boza serviisnde. :) Şafak 25 gün sonra genel prova ve oyun çıkmış olacak tarzı bir şeyler söyledi. Serabın kafasındaki püsküller de bana abajuru hatırlattıheyoooo Serapla Hüseyin de gülüyorrr tek gülen ben değilim demek ki.”

GECE 2 SULARI : Yazan Gupse: ”Herkes yarı uyur halde. Sinem 2 li koltukta uyudu bile. Hüseyin 3 lüyü kaptım kalkmam diyo. Şafak prova alacağız diyor. Bakalım bunun sonu nereye varacak. Konumuz çeçen dansında hatiyago sopa kullanır mı kullanmaz mı ?
Tuğba bağırıyor “Arkadaşlar kamera çalışıyor yaaa” Şafak elinde foto makinesi duvardaki Kafkaslar haritasını çekiyor. Şafak şuanda Tuğba’nın taklidini yapıyor gece gece ehehee koptuk. Saat 02.30 birçoğumuz koltuklarda sızdık. Prova devam ama Cengiz mışıl mışıl uyuyor. Saat malum ve biz seri alamıyoruz sahneleri. Sinem’de kanepeye uzanmış tv izler gibi izliyor insanları hatta Serapa “Biraz çekilsene göremiyorum” bile dedi tam oldu derken yine gülmeye başladılar”

Tuğba ve Gupse tv nin orda fare gördüler fareeeeeeeee diye bir bagrışma
Yönetmen : “Abi siz sarhoş musunuz ?” sahne 6 ama bizim Gups ve Tuğba direk 3 ü yapıyorlar karıştı kafalar o kadar yorulduk. Bu arada Hüseyin tüm gece Penu’nun taklidini yaptı özürlü gibi kızı deli etti sinirden 




04 Şubat 2008 Pazartesi

Gerçekten zor şartlar altında çalıştık çok meşakkatli yollardan geçtik der ya insan bizim ekipte tam bunu yaşıyor şuan. Dernek bir inşaattan farksız. Üst kat bölündü ortalıkta alçılar toz toprak yer yok her yer dağınık. Zar zor yer açtık. Solumda Gamze ve onun yanında Gupse tam tekmil kıyafetler bekleşiyoruz. Şafak yönetmen bu kısıtlı alanda birde bize ayakta durma eziyeti yapıyor. Biraz öncede ben bunları oturarak yazıyordum söylendi kalktık tabii. Her güldüğümüz an sahne 1 e dönüyoruz… Vardan hala yok, yerine bu sefer Selim geçti. Vardan’ı da oynamayan kalmadı eteklerimiz resmen derneği süpürdü leş bir ortam: S kulis diye tv nin oldugu kitaplığın arkasını belledik dolabın arkasında bekliyoruz sahnemizi…



07 Şubat 2008 Perşembe




20.30---başlanmadı… Şafakla Mert arasında bir kostüm mevzusu dönüyor. Mert geldi sonunda tekrardan. Şafak ona zılgıtı çekiyor anlaşılan derneğin üst katına sıkışmış büzüşmüş durumdayız. Sağ yanımda hacı berzeg heykeli hacı dede şahit valla ne sıkıntı çektiğimize.


10 Şubat 2008 Pazar

An itibari ile 3 bitti…dan daran daaa dara darraa dara darraa raaaaaaGupseyle ben yeni gelen ses sistemine daldık kız unuttu sahneye girmeyi..”Özür dilerim”
Şafaktan: “Seyircilerden özür dilersin”
Mert yere oturmuş bağdaş kurmuş… Büyük Tuğba aynada figür çalışıyor yetmemiş yorucu ekip yetmemiş demek.
Ahanda küçük Tuba da kalktı ona uydu Gamze konst . olmak amacı ile gazete okuyor sürekli… Kuliste konuşmayanlara oturma ödülü var 

SON 6 PROVAA GENEL PROVAYA 6 KALDI…

VEEEEEEEE DÜĞÜN SAHNESİİİ

Çocuklar çoştu yönetmen bile düğüne fırladı 

Gece 01.00 sıraları…
Sinem Tuğba sürekli resim çekiyor. Bir tarafta Şafakla diğer kızlar 5 e çalışıyor. Cengiz mi? o da paspası almış salonun köşelerinde biriken toz yumaklarını topluyor. Mert bizim o istenmeyen uyuz duvarın önüne oturmuş şaşkın etrafı izliyor.. Hüseyin Oğuz Kafe koreografisini ayarlamaya çalışıyor bu esnada ve biz tüm bu hengamenin içinde prova alacağız.. vayy vayy vayyy.! Cengiz elinde 1 poşet mandalina duvarın ardından bir kahraman gibi çıka geldi. Hatırat duvarının mutfaga bakan kısmında koltukları koyduk masa kurduk. Çay kola cipiss Allah ne verdiyse gari gecenin köründe Şafagın bunge jumping deneyiminden tut intihara kadar konuşmadığımız enteresan şey kalmadı. Sabah karsı 4 gibi Kafe çalıştık. Oda yetmedi Şafağın aklına gelen selamlamayı çalıştık ilk defa 

11 Şubat 2008 Pazartesi

Üst kattaki sıkış pıkış ezüş bücüş provalardan biri…Ayakta yürüyen mutlaka çarpışıyor yani o derece..vardan hala yok ..bu sefer vardan olma şerefi kamil in oldu :gamze insanı ise elinde üye listesi sözüm ona konst. Oluyor bunu birde tüm kulise tavsiye etti demin..
Penu 6 da”bir tek kişi eksik”repliğinden sonra mert atladı “süpermannnnnnnn”burası tam bir sirk gibi depo görünümlü dernek süsü verilmiş bir yerde cebelleşiyoruz yaaakafe ve penu kopuşlarda oğuz gülmeyeyim diye camdan dışarı bakıyor..kamilde keni kont yöntemini bulmuş (inşaat derneğinde ne bulacak başka) tiner çekerek oluomuş öle dedi:P:P



17 Şubat 2008 Pazar

aşağı salonda tüm elimizdeki kostümleri masaya yaydık.kimin nesi eksik yazıp bakılıyor..terzideki diğer kostümler hala yok.masada bir apaçı oku bile mevcut yani:=)
cengiz oku aldı mert kafasına elma koydu..dünün gazileriyiz biz aslında ..tuğbalara yemege gitme azmimiz o karda fırtınada yine tam tekmil toplanıp sonra sabaha karsı kartopu oynamaya çıkmamız..1 saat uyuyup kahvaltı için sabahın köründe o karda buraya gelirsen sonra o halde ekipte dans edersen saatlerce olacagı bu burdaki manyak muhabbetler normal..hepimizin gözünden hatta paçalarından uyku akıyor zombi çerkeslere döndükkk hhööööööööakış almıyoruz tek tek sahne çalışması yapıoruz.. düşünüyorum da şuan dışarıda deli kar hava buz gitmeye kalksak gidemeyiz şu derneğin önündeki cadde bile kapanmış durumda..biz çerkesler çılgın insanlarız vesselam

biraz önce ben gamze tuğba sinem derneğin önündeki caddeye çıktık tamamen karla kaplı. araba namına bişey geçemiyoruykumuz açılsın diye çıktık aslında :P gelince kızlarla hint dansından tutun mahsun kırmızgül dansına ipin altından müzikle geçmeler daha ne diyeyim epeyceee komiktikgupse kar topu aldı hakana attı camın kenarından..hakan aşağı kalır mı kızın kafasını camdan çıkarıp ordaki karlara sapladı 



18 Şubat 2008 Pazartesi

Cengiz bu akşam kendinde çok yeni bir şey keşfetti bir anda “benim de müzik kulağım varmış”” dedi

şimdi deftere nart ın yazdıkları::

“sinem ,gupse ve serap hakan oğuz nart tarafından evlerine bırakıldı..sonra hakan “ben patsoya kadar gidemem abi diye diye almaya gitti…ve gece dernek..
burası Hüseyin oğuz hakan ve nart için adeta bir yuva haline geldi..evin reisi Hüseyin yataga yattı.küçük bey hakan üçlüde..saat 04:15 sularında “oğuz gözlerim acıyo ben kanepeye yatıyorum “dedi bu arada oğuzun dişi fena ağrıyor.. zavallı bende sandalye tepesindeyim..ne zaman bu tiyatronun perdesini kapatıcaz??EVİMİZİN YOLUNU UNUTTUKK..!serap gupse nin evini kendi evi sanıyo birkaç gecedir sinem i de eve misafirliğe çağırıyor..benden bu kadar şuan saat06:00---------şafak: 6 ( yönetmen olan değil )””



20 Şubat 2008 Çarşamba

şuan lütfullah a yaşlandırma makyajı yaplıyor..o kadar beyaz fondöten sürdü ki ölüye döndü..alnına yaşlılık cizgileri yaptı makjaya gelen kız.yüzünün her çizgisini kalemle boyadı..ama bize bir garip geldi …erkeklerin çerkeskaları geldi bugün ayrıca ..cırt cırt lı yapılan çerkeska hakanla cengize dar cırt die açılıveriyor önleri ehehhee şafak mikrofonu taktı son direktifleri veriyor bize..gerçekten heyecanlı bir durum..genel provaya son 2 …anadil günü oldugu için bugün konferans modunda salon ve biz sandalyelerde yönetmenimizi dinlioruz..gamze ön sıradaki sandalyeye ayagını uzatmış uyumaklı..nart elindeki diğer mikrofonla “gamze sana sıra geldi “dedi uyandırmak için..sinem kafasında yün saç örgüleri şafagın çerkeskasına kopça dikiyor bir yandan.. küçük tuğba da hakan ın yardımcı meleği..gamzenin orda bişey var lütüfta uyuklamaya başladı..gupse kalktı mutfaga dogru pisipisileri çıkarıyor..

gece 2 suları prova patladı başa alıyoruz…sahne 4 te cengizin sırası geldi farkında değil esat ayagı ile vura vura hatırlattıarkadan bunu gören biz krizdeyiz..:)şafak espiriyi patlattı: hakan “ bizim ormanlarımızda da av boldur”repliğini seyircileri eliyle göstererek yapınca seyircileri hayvan yerine koymuş oldun dedioğuz da kopunca durmuyor makineli gibi.. esat inatla oyunu sürdürüyor.hüseyin de çok ciddi..

24 Şubat 2008 Pazar

yarın 25 i..genel prova heyecanlıyızzz ..içerde lütuf a cemre ve şafağın bir oyuncu arkadası makyaj yapıyorlar..bizim ufak odada ben seda gupse 2 tuğbalar ve sinem kopça dikiyoruz..tam bir terzi dükkanı gibi burası..
bardak kırıldı DATTTTTTTTTTT…!
Şimdi çarese ye makyaj yaplıyor yarın için bir ön hazırlık ..serap şuan bembeyaz suratı bitmesini beklıo..herkes seraba garip garip bakıyor..seraptan da kendine bir yorum “frenkeştayn ın karısına benzedim “” full aksesuar kesintisiz prova alıyoruz..vardan beyaz sakalını da takmış ..hüseyin de simsiyah kabasakal sakalını takmış..


25 Şubat 2008 pazartesi


veeeeeeee kartal sanat tiyatrosundayız…genel prova için heyecanla beklıyoruz..nart sinem ışık odasına çıktılar bile..şuanda cemre diyaframdan nefes çalıştırıyor gupse sahnede o aşağıda..heh küçük tuğba da geldiiiii..saçları örgülü hazır gelmiş yavru kuş

neler olmadı ki..kuliste tam bir cümbüş vardı..o nerde bu nerde heyecanla koşturmalar tatlı telaşlar …sahne makyajı yapıldı tüm ekibe kızların makyajı benim elimden çıktı..cemre lutfullah a yaşlandırma yapıyordu bir yandan.perde arkasındaki demir askının bacaklarına takılmayan kalmadı galiba ::D hakan ın ben gözlüksüz burada nasıl giyinirimin den tutun büşranın oturmuş düğün sahnelerini beklerken bizi şaşkın izleyişlerine. İnamacaksınız ama gamzenin gazete bulup o kör ışıkta yere oturup okumasına kadar her şey vardı..

kazasız belasız atlattık bizi izlemeye gelen yönetim kurulu da çok begendi ve böyle bir oyun çıkardığımızı tahmin etmediklerini söylediler. güzeldii heyecanlıydı bitti…


28 Şubat 2008 Perşembe


birazdan genel provanın görüntülerini izleyecegiz..tüm hatalar mimikler ne varsa oyuna dair durdurup yerinde söylüyor yönetmen şuan.kendimizi ekranda fazla begenmesek te bu prova bizi acaip havaya soktu..

2 Mart 2008 Pazar


bugün yönetmenimiz biraz asabi idi”prova var mı yapcaz mı” ısrarlı sorularına “evttttttt var “”die cevap versede yapmadık…capitol e gidip kıtlıktan çıkmışcasına yemek yedik..sonra oyun günlerini ayarlmaya çalıştık…takvim tam belli değil ama Yalova düzce bursa Balıkesir ve Maraş var gibi.. samsuna da gidelimmmm yaaaww küstüm oynamıyorummmm


3 Mart 2008 pazartesi



bugünde aje ile vardan amcanın sahnesine yoğunlaştık konuşma daha canlı akıcı olmalı dedi şafak..oğuz bu sırada yerinde duramıyor bir sağa bir sola dolanıp duruyor..4. sahnede idar ın rolü daha da psikopat olabilirmiş..tam o sırada mert çıktı eroinman taklidi yaptı bu sahne yine çorba oldu ve her zamanki gibi esat tekst olarak yerinde duruyordu..hakan oğuz un pelerini bacaklarına sarmış mini etekli kız taklidi yapıyor..cengiz sahne devam ederken daldı gözü açık ama kalbi uyuyor resmen
oğuz da gülme krizine girdi yine kolonun arkasına saklandı çatlayabilir her an 
şafak tekst istedi ardından mertten bombaaa “esattttttt esattttttt “ ehehe esat ayaklı tekst resmen ekipte  gamze de “kafe geciktiği üçün “dedi
mert atladı yine “kastomonu dan geliyo da ondan “

ne olur ne olmaz bilinmez ama gün yine bitti artık sahneye çıkmak için gün sayıyoruz…


6 Mart 2008 Perşembe


bugün eksiğiz Gupse yok mesaiye kaldı kızcağız..afiş ve oyun yerleri hakkında hararetli konuşmalar yaptık…

oyuna 4 ten başladık..bir hüseyin klasiği----her zamanki gibi repliğini unuttu

gupse nin yerine ufak tuğba oldu kafe..fakat sıfır konsantrasyon …hüseyin 3 defadır takıldı ve tuğba 3 . defadır avluya indi. Hüseyin “bedenime bir ruh girdi”dedi teksten bağımsızız bizde bunu benimsedik ehehee..şimdi sahne 5 kafe esra makara oldu..baya güler yüzlü bizim kafe somurtması gerek yauuu… penu “kendimi bir suçlu gibi hissediyorum “dedi oğuz ne anlasa begenirsiniz “kendimi bir su şişesi gibi hissediyorum”” krize girdi bile…


küçük tuğba’dan:

“şorayla çarese çok yavaş aynı trt spikerleri gibi bence serap çok agır tepki veriyor..”bizim dünyadan değil” diyen hüseyine oğuzdan cevap “evet ben marslıyım”sahne 10 janko vardan amca..ama vardan canko diyor oğuzda “köpek ismi gibi canko gel kuçu kuçu de bari “ dedi eheheşafak hızlı olun dedi vardan amca yanlış anlamış replikleri remix yaptı tekerleme gibi ”



9 Mart 2008 Pazar


ekipten nice sonra açlıktan yamulmuş olan tiyatro ekibi o eski makarna fasıllarını özlemiyor değil bazen..provadan önce herkes gelir derneğe işinden okulundan.. yada pazardır ekipten sonradır, genelde ben yemekleri yaparım değişik versiyonlarda makarna fix indirilir mideye buna uzun zaman önce çok vakit kaybı oluyor diye ara verdik ama seviyordum ben ekibin bir aile gibi akşam yemek masasında buluşmasını neyse..

gupse yemeğe davet etti evine tüm ekibi…kızlar kısmımız önceden giderek hazırladık nevaleyi..yere serilmiş bezlerin oluşturduğu uzunnnca bir yer masasııı …yemek sohbet güzeldi..yemekten sonra 2 tuğbalar biletlere yer tarih saat boşluklarını doldurdular.. turne ve oyun önceleri kuralları hakkında uzunca bir tirad attı yönetmenimiz..sonra? sonrası yokk..ben pazarın ertesinde yemek yediğimiz odadaki kanepenin üstünde yazdım bunları


10 Mart 2008 Pazartesi




20:37---şafak tan gecenin ilk ültimatonu “bugün KESTİKKKKKKKK damarım üzerimde”” abovvvv yandık ki ne yandık heh kestikkkkk dedi bile..tuğba “ bizimde gülme modumuz üzerimizde “ dedi..

şafak:”gülmek serbest bagıra bagıra yapın ..” bagırış çağırış kıyamet… vardan penu nebzi bagırıp duruyorlar..esat o kadar naif kii bagırın diye bagırmaya başladı yönetmen esata  cengiz her sıra ona geldiğinde “yolculuğunuz nasıl geçti”diyor hehe takıldı 2 kere aynı cümle..güldük tabi..

Flaşşş flaşşşşşş SKANDALLLLLLL Esat repliğini unuttuuuuuuuuu…!!!!!!!!! :

Şimdi 1 i alıyoruzzzz veee sonrasında BOMBAAAAAAAAAA esat yine unuttuuu noliiiyi bu çocuğa????? abi yürüyen tekst unutmaya başladı anemmmmmmm

Gamze ‘den:

“birrr çok sıkıldım…ikiiiii yerim çok darrrrr..oooooooo senden çok var…beni mi buldun şimdi çok işim var….şair:rober hatemo”

aynen gamze al benden de o kadar..hem biz seninle şu melodik egzantrik akustik transformatik ve de travelting narin sesimizle geceye damgamızı vurmadık mı hee onu de bana ?

Gamze : “benim sesim gayet egzotik çıkıyor valla”
Serap:” ya benimki nasıl?”
Gamze: “travesti gibi” ( kısılan ve ne idüğü belirisiz olan seslerimiz tekrar geri gelsin nolurrrrrrrrr7 sahne düğün sahnesi tekrar alınıyor..hakan jandar la olan konuşmasını unuttu diye..ve hakan dan : “canbek ilk oyunu GENE siz yapın”

Gamze’den:

“9 sahneyi değiştirdi Şafak..kampta Ruslar oturacakmış..pis kıyafeti kaba saba elbisleri vardı gibi birşey..küçük tuğba espri yaptı Ruslar deyince şora ve çarese kusacakmış penu da kusmukları temisleyecekmiş..hüseyin yine karıştırdı yaaa.. hakan ın galiba bacağı kanıyormuş ..
serabın sesi de kısık çıkıyor hala..biri kabze diyor biri habze biri keabze..hangisi doğru yaw?
Kişisel ileti: en begendiğim sahne 10.lutfullah ve oğuz gerçekten çok güzel kıvırıyor.. elinde sopa jankoya bagırıyor bayan rötenmayer modundabudala korkakkkk..!

Aşağıda mahalli çalışma var apsuwa çalınıyor… bizim sahne başlıyor..”

Selamlamaya geçtik sen şuraya ben buraya o buraya diye..Erdi den bomba “herkese bir kız var bize niye yok şafak??”

17 Mart 2008 pazartesi



21:17---sahne 1 dakka 1 gol 1…yönetmenden “KESTİKKKKK” bugün kestik günlerinden biri galiba..ahanda 2.kestik 3. kestik..

şafak: “vardan sahneye girmeyı unutursa şora aptal vardan nerde kaldı desin”

10. kestik sahne 4 çatlayacagız gülmekten….gık desen gülüyor bunlar yahu..şimdi de foto makinesının çıkardığı sese gülüyor erdi ve Cengiz..


Hakan’dan:

“NOT: gık desek gülecekler lafı çok yanlış orada sizin duymadığınız ,sadece 5 linin duyduğu espriler yapılıyor..bir dost..( ipucu :papaz)”

Elimde bal kâsesi bal kaşıklıyorum bir haftadan fazladır görüntü var ses yok 

Hakan: “serap penuya peniiiiii dediii ve ana avrat sövdü :P herkes derneği terk etti..:))


24 Mart 2008 Pazartesi


cumartesi günü uygun bir orman bulup “çınarlı vadi ve jane lerin yurdu “ çekimi yapılacak..5 10 ve 11 de barkovizyon olacak..ya jankonun annesi mert olsun bence..mert :”gerekirse kıvırtırım ben abi”

31 Mart 2008 pazartesi

üst kattayız.21:30----galaya son 2…6 sahne hakan öksürüp duruyor..dün sinem in getirdiği zencefile bal karıştırıp ılık suda tüm ekibe içirdim nerdeyse ses boğaz önemliiiii vesselammm

gamze erasmus sınavı için sakaryada inşallah iyi geçiyordur sınavı..şafak onun yerine tavhan..çocuklarla şeşen bile oynadı eli kolu pek bir kibar amanınnnn :P bizde kayış bu andan itibaren koptu elbette



3 Nisan 2008 Perşembe


son son sonnn prova ilk oyundan önce… evett bu Perşembe nefeslerin tutulduğu ilk oyundan önceki son provamız… Nedenini anlayamadığımız garip bir heyecan var. böyle mide karıncalanması gibi enteresan bir şey. saat gece yarısı 3 e kadar nartın çamlıcada çektiklerimizi montajlayıp hazır hale getirmesini bekledik..o zamana dek tabiki mesel çalışmaları devamdı…
bilgisayarı getirip masaya koydugunda herkes pür dikkat kesilmiş biçimde çınarlı vadi ve jankonun ailesine vedasını izledik… sabaha karşı başladık son provamıza, Cengiz alt salondaki ikili koltukta uyumuştu bile çoktan ..mert sürekli esneyip duruyordu haliylebarkovizyonlu koregrafili kostümsüz ama genel anlamda eksiksiz aldık provamızı.. Gözlerimizden uykuyla birlikte oluk oluk heyecan akıyordu…







Ve Gala Yalova…

4 Nisan 2008 Cumartesi


DATTTT DATTT DATT.. Yalova servisimiz geldi dernek mıntıkasına…yukarı aşağı bir telaş..herkes koşturuyor elinde kostüm çanta vs..aldık babalar gibi afişimizi astık servisin önüne..güç bela sığdırdık kostüm dekor ve bizz “hazırız artık gidebiliriz kaptan..”


Kimler var serviste ekipten bir sayalım.. ön koltukta hakan, nart, sırasıyla Lütfullah,esat selim gamze,ben,seda,Gupse ,sinem,küçük Tuğba,kübra,şafak,oğuz,Cengiz ve mert…bir koli kek ve suyu da unutmamalıyım..mert kendi halinde arka koltukta rüzgara karsı saçlarını savuruyor oğuz bir neşeli ki elinde kekler gülümseyip duruyor..hakansa önde kulaklık takmış ne dinliyorsa artık attığımız lafları bile duymuyor..şafak tam arkamda düşünceli dalıp dalıp gitmeler . yolda Cengiz ‘in “Osman Çelik te kim yau??”” sorusuna kopuyoruz Kim olacak Cengiz hocam yau aylardır ugrastığımız ve şuanda oynamak üzere Yalova ya yol aldığımız oyunun yazarı

ve oğuza akordeon çaldırıp coşmak..işte yolculuğun çerkes insanına ifade ettiği şeylerden biri.. (servis şoförü ne düşündü bilemiyoruz ama)

Erdi, Hüseyin, Tuğba ve Melodi biz uğur mumcu kültür merkezin’e gittikten bir süre sonra geldiler..kuliste ekmek arası atıştırmalar..ve ardından sahneyi dekoru hazırlamaya girişmeler..yan perdeler mi yok o da ne..! Şafak yönetmen tedbirli elbette… Perdelerimiz bile yanımızda. selim ve Merve hallettiler iğnelediler perdeleri yanlara. Sağ olsunlar yardım ediyorlar..”kızlarrr çekilin kafanıza demir (soffitto) düşecek..!” ben ve Gupse perde arkasında zifiri karanlığı kaldırmak adına portatif lambalarımıza uzatma kablosu ararken çocuklar uğraşıyorlar..”olur böyle aksilikler” diyor şafak yönetmen ..ses odası yangın merdiveni gibi dik demir merdivenlerle dışardan ulaşılan bir “ulaşılmaz” yer..sinem de kostümle oradan çıkarım da nasıl inerim in derdine düştü nart bir çıktı daha da inmedi zaten 

Ses odasından barkovizyon çalışmayacakmış eeee nasıl olacak ?seda laptopu alacak oturacak seyircilerin arasına ordan şafakla paslaşacaklar yönlendirecek onu artık..

Çok heyecanlıyız özellikle kızlar… fıldır fıldır ortalıktayız.. kuliste saçlar örülüyor Tuğba tarafından bense makyaj yapıyorum kızlara ..erkeklere de merve yardım ediyor ..gamze ütü bulmuş şalları ütülüyor bir yandan..

Vee perde…!!!!!

İçimden okudum bildiğim duaları …ne heyecandır bu böyle perde arkasına zar zor yerleştirdiğimiz o ufacık iki lambadan yüzlere yansıyan gözümü kamaştıran..

Gamze nin se elinde pasiflora şişesi önce kendine sonra bana içiriyor kulise kim gelirse dayıyor azgına..:”Alır mı ki heyecanımızı Gamze?”


Penucum çok heyecanlı Kafe gergin ..küçük Tuğba da heyecan tavan..”serap yanımdan ayrılma”diyor bana sürekli..:)) ilk sahne bitti bile ..sıra sahneye ilk çıkacak olanların heyecanlarını biraz olsun atmalarına yani öbür sahnelere geldi..


Perde arası…

Kuliste topladı yönetmenimiz hepimizi etrafına..”iyi gitmiyoruz arkadaşlar sönük çok sönük..!!ha gayret neden böylesiniz..düğün sahnelerinde coşturalım seyirciyi..!!”oyuna geç gelen Yalovalı bir seyirci olay çıkarmaya kalkıyor..yönetmen öfkeli..tavrı tarzı belli.. ama soğukkanlı ..konuşur seyirciyle duruşunu tavrını izah etmeye çalışır..izah ta eder..ama izaha icabet gerekir o da ne mümkün..neyse..biz tiyatrodan güzel şeylerden bahsedelim…!!

---sahne 8 e geldiğimizde perde arkasında sahneyi dinlerken kafe ve janko konuşurlarken her zaman olduğu gibiyken sahne o da ne???,bir sessizlik..kafe repliğini unuttu 10 saniye kadar süren ama bize ömür gelen “hadi Gupse yapabilirsin hep yaptığın güzelce ezberini verdiğin sahne “ diye düşünüşlerimiz oğuzun sesi ile son buldu..sahneye devammm “ohhhhhhhhhh beee””sahne sonunda ağlamaklı girdi gupsecim perde arkasına .”.ama olur böyle şeyler hiç üzülme toparladınız ya gerisi mühim değil..hadi ama suratını düşürme yakışmıyor ki sana “


9..karanlıkta ecel terleri döktük tuğbayla..tabureleri bulamadık ışıklar yandığında oturmuş olmamız lazım o buldu ben hala bulamadım ..neyse güç bela zifir karanlıkta buldum ama bu seferde kolumun uzantısı kanat gibi işlemeli kısım taburenin altında kaldı sol kolumu hareket ettiremiyorum bir şeyler yapmam lazım..! normalde hiç yapmadığım penu ya bağırma sırasında ayağa kalkıp kurtarıyorum kolumu..sahnede doğaçlama daha güzel oldu neyse ki düşmeden yuvarlanmadan hallettim

9… Hüseyin ile bizim mimli sahnemiz; cümleler… avar yurdu Müslüman bilge vs.. atladı Bezer Oğlu Şora Çarese ne etsin çaktırmadan devam ettik seyirciye.. :)

Sahne 11 e gözlüğünü gözünde unutup çıkan hakan damgasını vurdu 

Oyun bittiğinde duyduğumuz alkışlar yüzümüzü güldürdü..aksilikler ufak tefek hatalar teknik sorunlar derken bitirdik…ilk oyun deneyimiz böyleydi ..aslında çoğumuz heyecandan nelerin olduğunun farkında bile değildik 

Oyun çıkışı ısrarlı davetler üzerine Yalova derneğine uğradık çaylarını içtik..koyulduk sonra İstanbul yollarına..feribotta yaptık kritiklerimizi..güldük kahkahalarla şudur budur konuştuk..benim şuan tarifini yapamayacağım ama orda olan herkesin anlayacağı türden bir yorgunlukla ve ertesi günkü İstanbul oyununun saran heyecanı ile ayrıldık birbirimizden…











6 Nisan 2008 Pazar




Ümraniye Kültür Merkezi İstanbul-------- oyun saati:19.30…



“Saatler 14:00 ‘ı gösterdiğinde orda olun arkadaşlar “ dedi Şafak yönetmenim günler öncesinden..elimde kostümler şakır şakır yağan yağmura inat ilk giren oluyorum binadan içeri..”Şeyy pardon ben akşamki oyun için “Kafe” için gelmiştim de bizim ekipten gelen oldu mu acaba?” diye sorduktan ve “bilmiyorum” bakışlarından sonra ; çıkıyorum yukarıya doğru arkamdan ”şuanda salonda çocuk oyunu var biraz beklemeniz gerek” diyen görevlinin uyarısı nezaretinde..

yavaş yavaş geliyor ekip ..elinde kostümü çantasını sırtlanan arkadaşlarım görünüyor birer birer merdivenin başında..hemen hemen tam gibiyiz açık öğretim sınavına girenler hariç buradayız..beklerken kantinde bir yandan saçlar örülmeye başlandı bile tek tek…malum zaman tasarrufu önemli..diğer yandan da bir telefon trafiği ki sormayın gitsin..bilet karmaşası…”kaldı mı ki?? “abi 5 kişi gelecekmiş biletimiz hiç mi kalmadı “birinin telefonu çalıyor ordan 2 kişi .. mert arkadaşlarına “çabuk gelin yer kalmayacak alın biletinizi” derken kulağıma ilişiveriyor..karaborsaya mı düştü İstanbul biletleri 

tamı tamına sek 304 kişilik salon…geniş bir sahnesi var hemen sahneye çıkıp bakıyoruz sağa sola özellikle perde arkasına bizim için önemli kullanım alanı orası çünkü…kulisiler küçük ama bu kısmı değil mühim olan.. ses ışık kontrolü yapıyor şafakla nart..her şey yolunda gibi.teknik olarak tatmin ediyor bizi salon...

saat 18:30 suları…bir ses duyuyorum evet evet Şafagın sesi..”15 dk sonra herkes tam bir şekilde hazır olsunnnnn” bir telaş bir koşturmaca hazırız artık yarım saat var oyuna…şafak hızlı hızlı birkaç sahnenin provasını aldırıyor..en arkaya geçti bagırıyor “sesssssssss seeeeeeeeesss buraya gelmiyor daha çok sesssssss….!”

“artık seyirciyi almaya başlıyorum sakin olun telaş yapmayın her şey yolunda gidecek size güveniyorum haydi göreyim sizi” der ve perde arasına kadar gelmemek üzere gider şafak yönetmenim..

ses odası sahnenin bize göre sol seyirciye göre sağ tarafında ..tüm aksesuarlarımızı suyumuzu aynamızı hali hazırda koyduk oraya..seda bilgisayar başında.. ses odasında barkovizyonu yapacaklar sinemle..

“Oyunumuz başlamak üzeredir lütfen cep telefonlarınızı ve çağrı cihazlarınızı kapalı konuma getiriniz..oyun sırasında fotoğraf çekmemenizi ve kayıt yapmamanızı önemle rica ederiz .oyunumuzda ateşli silahlar kullanılacaktır.lütfen önleminizi alınız.(salonda gülüşmeler kulise kadar geldi) oyunumuz başlamak üzeredir lütfen cep telefonlarınızı ve çağrı cihazlarınızı kapalı konuma getiriniz..İyi Seyirler….” der Şafak…


PERDEEEE… VİRA BİSMİLLAH.

Kafe ve Penu ilk sahneye başladılar bile Janko’nun parmaklarından çıkan büyülü kafe melodisi eşliğinde…evet gayet güzeldi..titreyerek geliyorlar ses odasına tebrik ediyoruz..yüzler gülüyor..ve sahne 2 ..Aje Kafe Vardan ve sonra Çarese yanında Penu…derken 3.. derken 4..beşibiryerdeler 4 kişi.. Hakan çıktı bu sahneden Oğuz da yok..Hüseyin ,Esat, Mert ve Cengiz var..inanılacak gibi değil Esat repliği karıştırdı..ama hemen toparladı….(Sonradan aldığım duyumlara göre sahne 4 te pelerinli çerkeskalı Çerkes beyleri heybetleri ile daha sahneye girerken seyirci üzerinde çok güzel ihtişamlı bir etki bırakmışlar)

5te sıra…Gunay ,Kafe Tavhan ..masadalar içerden takipteyiz yolunda gidiyor..Kafe’nin sahneyi hızla terk etmesi benim girişimin habercisi.. Maxsimaları da ikram ettim Gunayla Tavhan’a..sırada barkovizyon hadi seda göreyim seni 

perde arası…

Şafak kuliste beliriyor ..”harikasınız her şey çok güzel gidiyor ama biraz daha ses..”o da kostümünü giydi..düğün sahnesi için hazırız artık..perde arasında çalan müzikler bizimde kanımızı kaynatıyor..kapalı perde salonda seyircilerin sohbet sesleri arasında biz ne yapıyoruz sahnede bilin bakalım tleperuj oynuyoruz Gupse ben Lütfullah Cengiz Tuğba Gamze kim sahneden geçiyorsa kime denk gelirse o sırada “haydi” diyorum ..iyi geldi doğrusu yüzler gülüyor ..komedimsi bir festival sahnesi gibi kırmızı perdeleri kapalı sahnede karışık kuruşuk oynadık ..Gupseyle ben karşılıklı döndük debelendik durduk hatta 

düğün sahnesi başladı bile…ben ve vardan birde akordeon u çalan oğuz erkeklerin arkasında sahneyi görecek bir şekilde bekliyoruz perde arkasında ..oğuz çalıyor bizimkiler oynuyor..Lütfullah ve ben de avuçlarımız kızarana dek alkış tutuyoruz deju ya bile katılıyoruz seyirciyi göremesek de yaşadıkları coşkuyu hisseder gibi sahnedeymiş gibi coşuyoruz hatta.. süper gidiyor seyirci aşka geldi ..Hüseyin geliyor perde arkasına kurgulandığı üzere kurusıkıyı çıkarıyor 4-5 el ateş ediyor ..düğün daha da hareketleniyor… Wa hayra hayraaaa Hayraaaaaaa. Herkes sırayla tleperuj oynadı. Sıra şeşen de. hayyy marjee.


8 de ..bitti gayet güzeldi.. bu sırada biz arkada kostüm değiştirme telaşı ile kızlar panikliyoruz arada bir..ben ise her sahnesi gelene “ses..aman ses gözünüzü seveyim.. sesi unutmayın” diye tembihliyorum..geleni öpüyorum gideni öpüyorum anneyim ya sanırım role girdim iyice..:P
sıra 9 da..bu sefer tabureleri bulup hemen yerleşiyoruzpenu ve ben..konuşuyoruz baya bagırdım penu ya perde arkasındakiler dövüyorum sanmışlar  vardan yok bakınıyorum içim titremeye başladı gelmezse ne ederim nerde bu vardan hadi sahneye gir diye ..birkaç saniye gecikmeli girdi..tırsma halim geçti bu sefer Hüseyin de eksiksiz yaptı sahneyi ..iyiydik sanırım..derken 10.. Vardan amca ve Janko..uzun uzun konuşuyorlar bağırıyor Vardan hımmm çok iyi ..bu sırada bende bir panik 11 deki düğüne hazırlanmam gerek kostüm değiştirmem lazım kızlarrrrrr yardımda..biri kepi çıkardı biri kopçaları..hazırım..perde arkasında bekliyoruz bu sırada şafak nefesi kesilmiş soluk soluga geldi..Janko yu seyircilerin arasından gelmesi için götürmüş salon kapısına arka sokaktan çıkıp koşarak ..sokaktaki insanlar çerkeskalı koşan bu iki genci görünce deli olduklarını düşünmüş olabilir Aje nin daveti “buyurun..” girdik kızlarla 11 e..bu düğün de çok güzlediii…hep şeşen oynadık.. en son …Janko çıktı süzülerek seyircinin arasından..herkes arkasını döndü bu ses nerden geliyor.. Kafe gülümsedi yavaşça indi takunyalarından.. sevdiği geldi nihayet..onunla kafe oynamaya başladı bile…mutlu sonn…hemen koregrafi var sırada Tuğbalar ve Sinem kızlardan,Esat Hüseyin ve Şafak ta erkeklerden koreografide olanlar..bende arkada pür telaş yeşil kostümü çıkarıp Çarese olmalıyım3,5 dakikada..”Gamzeeeeee yardım et”: sıra selamlamada kübra Büşra Tuğba sinem gamze ben Tugba gupse çıkacağız selama..karışık düzende duran erkeklerin arasından zigzag yapıp süzülerek önce şafak çıktı alkış koptu tabi, sonra mert erdi Cengiz Esat hakan Hüseyin ve oğuz..sıra bizde…salon çok memnun yüzler gülüyor eller şakıyor…el ele verdik selamımızı tüm ekipçe..ayakta alkışlıyor salon bizi gülen gözlerle… sonrasında mahalli bir düğün bile yapıyoruz salondakileri de davet ederek ..hepimiz terledik yorulduk ama tebrikler alkışlar en önemlisi seyirciden sahneye yansıyan o parlak memnuniyet ışığını görmek..

Yaptığımız şeyin doğruluğunu ve güzelliğini sabahlamaların karşılığını alkışlarla alıyoruz hem de fazlasıyla… Oyun sonrası geç vakitlere kadar tüm ekip birlikte vakit geçirdik ertesi günü düşünmeden o gecenin güzel sonunu yaşamanın verdiği hazla.

Ayılırken hepimizin yüzünde yorgun ama başarmış insanın yüzüne düşen o masum gülümseme hâkimdi… Güzeldi evett çok güzel. Biz başarmıştık inandığımız şeyi elimizden gelenin en iyisi ile bizi izlemeye gelen herkesle paylaşmıştık. Zaten paylaştıkça artmaz mıydı böylesine emeğin harcandığı her birimizin hayatındaki birçok şeyden feragat ederek kendini verdiği bu güzel tiyatro oyunun güzel atmosferi. Artardı elbette. Öyle de oldu.

Binlerce tebrikler bize bir kez de benden arkadaşlar.
Tüm Kafe ekibine selam olsun.
Reji Asistanı Serap KUL